YÜKSEK BENLİK
Ruhumuzun perdenin arkasındaki kısmı...
Yüksek Bilinç
Gözle görülen yaşamın ardında zamandan etkilenmeyen daha geniş bir bilinç alanı bulunur. Kadim öğretiler bu alanı farklı isimlerle tanımlamıştır. Kimi ona ilahi özlemiştir, kimi gerçek benlik, kimi ise içsel bilgelik. Bugün birçok kişi bu yönü yüksek benlik olarak adlandırır.
Yüksek benlik dışarıdan gelen bir varlık ya da bize hükmeden görünmez bir güç değildir. O zaten biziz bizim bu dünyaya gelirken perdelenmemiş diğer yanımızdır. O varlığımızın en saf ve Bilge yönüdür. Korkuların ötesinde duran, yargılamayan, cezalandırmayan ve yalnızca farkındalıkla yol gösteren sessiz bir bilinçtir. O konuşurken gürültü yapmaz sadece fısıldar. Bu yüzden onu duymak isteyen kişinin önce kendi zihnindeki karmaşayı sakinleştirmesi gerekir. Yüksek benlik geleceği kesin olarak söyleyen bir kahin değildir. Onun görevi kaderi değiştirmek ya da her soruya hazır cevap vermek değildir. Onun rehberliği insanı kendi yüksek potansiyeline doğru nazikçe yönlendirmektir. Bazen bu yönlendirme güçlü bir sezgi olarak hissedilir. Bazen sebepsiz bir huzur, bazen de mantıkla açıklanması zor bir içsel kesinlikle ortaya çıkar.
Hayatım bazı dönemlerinde insan hiçbir neden yokken belirli bir yoldan gitmek istemez ya da hiç tanımadığı bir insana güven duyar. Bazen de tam tersine, her şey doğru görünmesine rağmen içinde tarif edemediği bir sıkışma hisseder. Mistik bakış açısına göre bu anlar yüksek benliğin ince işaretleri olabilir. Bu işaret zorlayıcı değildir; yalnızca seçenek sunar. Yüksek benliğin ayrıca biz olduğumuzu da hatırlarsak. Bunu bir hatırlama olarak da ifade edebiliriz. Zaten bildiğimiz her şeyin bu dünyaya gelirken ince bir perde ile ayrılması gibidir. Yüksek benlik korkuyla konuşmaz. Eğer bir ses sürekli tehdit ediyor, değersiz hissettiriyor ya da umutsuzluk yayıyorsa, bu yüksek benliğin dili değildir. Onun dili sevgiye anlayışı ve genişleyen farkındalığa dayanır. Gerçek rehberlik insanı küçültmez ; kendi ışığını hatırlamasına yardım eder.
İnsan çoğu zaman yüksek benliğin kendisinden uzak olduğunu düşünür. Oysa uzak olan yüksek benlik değildir; uzaklaşan dikkati sürekli dışarıya yönelen zihindir. Bulutların güneşi gizlemesi güneşin orada olmadığı anlamına gelmez. Tıpkı yüksek benliğimiz gibi. Yüksek benlikle bağlantı kurmak, olağanüstü deneyimler yaşamak zorunda olmak anlamına gelmez. Bazen bu bağlantı yalnızca daha şefkatli karar almak, daha az öfkelenmek ya da hayatın akışına daha fazla güvenebilmek şeklinde kendini gösterir. Yüksek benlik özümüzde zaten tamamlanmış bir bilincin bulunduğunu hatırlatır. Gelişim, eksik parçaları toplamak değil; üzerini örten katmanları fark ederek özdeki ışığı görünür kılmaktır.
Sevgi yüksek benliğin en güçlü titreşimlerinden biri olarak anlatılır. Ancak burada sözü edilen Sevgi yalnızca romantik bir duygu değildir. Kendine şefkat göstermek, başkalarının gelişimine saygı duymak, doğa ile uyum içinde yaşamak ve yaşamın kutsallığını hissedebilmek de bu sevginin ifadeleridir. Yüksek benlik hiçbir zaman acele etmez. Zamanın baskısı insan zihnine aittir. İçsel bilgelik ise her deneyimin olgunlaşması için kendine özgü bir ritmi olduğunu bilir. Bu yüzden bazen beklemekte ilerlemenin bir parçasıdır.