DOGON KABİLESİ
Medeniyetten uzak bir kabilenin yıldızlara uzanan efsaneleri
Dogon Kabilesi: Kutsal Mağaranın Muhafızı
Ve Sirius’un Gizemi
Mali'nin sarp Bandiagara Kayalıkları’ında yaşayan Dogon topluluğunda, kabilenin hem dini hem de Ruhani liderine Hogon adı verilir. Hogan, kabilesinin en Bilge kişidir ve izole bir yaşam sürerek topluluğun kutsal sırlarını korumakla görevlidir. Bu sırların merkezinde ise kabilenin yüzyıllardır kimseyi yaklaştırmadığı, duvarları kozmolojik semboller ve çizimlerle kaplı kutsal mağara yer alır. Efsaneye göre bu mağaranın girişini yalnızca Hogan korur.l; mağara duvarlarında evrenin yaratılışını Gök cisimlerini ve gökten indiğine inanılan varlıkları simgeleyen özel çizimler bulunur.
Dokun efsanelerine göre kabilenin geçmişi yüzlerce yıl geriye (yaklaşık 700 yıllık bir geçmişe) dayanan bu anlatıları, çıplak gözle görülmesi imkansız olan detaylar barındırır. Dogonlar gece gökyüzünün en parlak yıldızı olan Sirius ‘un yanında çıplak gözle fark edilmeyen çok küçük ve son derece ağır ikinci bir yıldızın daha var olduğunu iddia ederler. Buna “ Po Tolo” ( Sirius B ) adını verirler. Mağara ritüellerinde ve geleneksel silgi festivali'nde bu küçük yıldızın ana yıldız etrafındaki yörüngesini 50 yılda tamamladığı işlenir. Kabile efsanelerinde sistemde üçüncü bir yıldızın daha “ Emme Ya “ ( Sirius C ) varlığından bahsedilir.
Bilimin yaptığı keşiften sonra işte anlatayım mistik ve gizemli kılan temel kırılma noktası buradadır. 1862 Amerikalı astronom Alwan Graham Clark, devasa bir teleskop kullanarak Sirius B yani beyaz yüce yıldızının varlığını ilk kez gözlemledi. 1970 yılında Sirius B’ nin ilk net fotoğrafı çekildi. Modern teleskopların ve hassas astronomik ölçümlerin henüz var olmadığı dönemlerden kaldığı belirtilen mağara çizimlerinde, Sirius B'nin varlığından ve 50 yıllık eliptik yörüngesinden bahsedilmesi bilim dünyasına uzun süre şaşkınlığa uğratmıştır.
Nasıl olur da çölde yaşayan, hiçbir teknolojik altyapısı olmayan bir kabile, evrenin bu görünmez devini, yörünge eğimini ve maddesinin ağırlığını bilimin sıfırdan keşfetmesinden asırlar önce duvarlarına çizebilmiştir?
Bu mistik efsane sadece kulaktan kulağa yayılmadı; batılı bilim insanları ve araştırmacılar bu sırrı çözebilmek için defalarca Bandigara Kayalıkları’na gitti. Kabilenin ve çevredeki halkın anlattığı efsane ise daha merak uyandırıcıydı.
Dogon mitolojisine göre bu gözle görülemeyen astronomik bilgiler, İnsan aklının veya gözlemenin bir ürünü değildir. Yüzlerce yıl önce, gökyüzünün kükrediği, Duman ve ateşin yeri kapladığı bir günde Sirius sisteminden dünya üzerindeki sulara devasa bir gök gemisi inmiştir. Bu gemiden, Dogonların “ Nommo” adını verdiği; yarı insan, yarı balık formundaki ilahi varlıklar çıkmıştır. Suda yaşayan ve insanlar rehberlik eden bu varlıklar Dogon kabilesine tarımı, toplumsal düzeni ve en önemlisi gözle görülemeyen evrenin gizli haritasını öğretmişlerdir. Kabilenin efsanesine göre Nommo’ların kutsal mağara duvarlarına kazdığı ve sadece Hogon’ların kuşaktan kuşağa aktarmasına izin verdiği bu Göksel ziyaretin bir mirasıdır.
Eğer bu sadece bir efsaneyse hiçbir teknolojik araç gereç ve bilgiye sahip olmayan bu kabile bilimin bile çok daha yeni zamanlarda keşfettiği bu bilgileri nasıl biliyor olabilir?