AKAŞİK KAYITLAR
Evrenin tüm bilgisinin enerjisel kütüphanesi.
Ruhun Sessiz Kütüphanesine Açılan Kapı Akaşik Kayıtlar
Yaratılışın görünmeyen bir yüzü vardır burada zaman doğrusal akmaz hiçbir deneyim kaybolmaz ve her ruh kendi yolculuğunun izlerini ışıkla yazar. İşte bu görünmeyen hafıza alanı ezoterik geleneklerde akarşik kayıtlar olarak anılmıştır. Sanskriçedeki Akaşa sözcüğü her şeyi kuşatan sınırsız özü ifade eder.
Akaşa aynı zamanda bilincin nefes aldığı sonsuz alan yaratılışın ilk sessizliği tüm ruhsal deneyimlerin titreşim olarak korunduğu kozmik hafızadır. İnsan yalnızca bu yaşamın hikayesini taşımaz. Ruh her deneyimini görünmez bir ışık izi olarak akaşanın dokusuna işler. Sevinç ,korku ,cesaret, merhamet, bir yaşamda öğrenilen tüm bilgiler, yetenekler ve aklınıza gelebilecek her türlü bilgi bu kozmik ağın içinde yaşamaya devam eder. Hiçbir deneyim kaybolmaz yalnızca daha derin bir bilgelik katmanına dönüşür. Bazı ezoterik gelenekler akarşik kayıtları devasa bir kütüphane olarak anlatırken, bazıları onu yaşayan bir bilinç Okyanusu şeklinde tasvir eder. Oysa kadim ustalar bunun ne bir bina ne de bir kitaplık olduğunu söylerdi.
Akaşa bilginin saklandığı bir yer değil; bilginin kendisi ile aynı titreşimde var olan sonsuz bilinç alanıdır. Modern akarşik çalışmalarında önemli isimlerden biri olan Linda Howe, akarşik kayıtları Sevgi açıklık ve yüksek niyetle yaklaşıldığında kişinin ruhsal gelişimine hizmet eden bilgilerin açığa çıkabileceğini vurgular. Kryon öğretilerinde ise akarşik alan insanın yalnızca geçmiş yaşamlarını değil ruhunun özüyle taşıdığı bilgelikleri ve yetenek tohumlarını da içinde barındıran canlı bir enerji olarak ele alınır. Akaşik kayıtlara ulaşmanın anahtarı bilgi değil frekanstır. Gürültü zihin kapıları kapatırken dingin bir kalp onları aralar. Bu öz bizim içimizde ve derinlerdedir.
Kadim Mısır'da Thoth bilgeliğin mi yazının koruyucusuydu. Mezopotamya'da Kader tabletlerinden söz edilirdi. Bu kil tabletlerde kralların ve halkların kaderlerini anlatan kayıtlar bulunur. Ezoterik yorumcular Kader tabletleri anlatısını yalnızca tarihsel bir belge olarak değil evrenin düzeninin yazılı olduğuna dair sembolik bir ifade olarak görürler. Onlara göre insanın yaşamı rastlantıların toplamı değildir; seçimler niyetler ve bilinç düzeyi görünmeyen bir ağın içindeki yankı oluşturur. Zerdüşt geleneğinde insanın yaptığı her eylemin kozmik düzende karşılık bulduğu anlatılırdı. Yahudin mistisizminde “Yaşam Kitabı” nda akaşik kayıtlar ruhun yolculuğunun ilahi bilinç tarafından unutulmadığını simgeleyen bir şekilde ,Hristiyan mistiklerinde ise ilahi hafızaya dair semboller bulunur. Bu geleneklerin hiçbiri bugünkü akaşik kayıtlar öğretisini doğrudan tarif etmez. Ancak ortak bir düşünce dikkat çeker:
Evren insanın sandığından daha büyük bir hafızaya sahiptir.
Eğer akarşik kayıtlar bir mekan olsaydı raflarla dolu devasa bir kütüphane olmazdı. Orası zamandan bağımsız titreşimlerin bulunduğu sonsuz bir sessizlik olurdu. Orada sayfalar çevrilmez çünkü Bilgi mürekkeple değil , bilinçli okunur. Bir soru sorulduğunda cevap kelimeler halinde değil bazen bir his, bazen bir görüntü, kafanızın içinde sizden bağımsız doğruluğundan şüphe etmediğiniz cümleler, bazen de kişinin yaşamında karşılaştığı anlamlı tesadüfler olarak ortaya çıkar.
Hermetik metinlerde Evren canlı bir zihin olarak tasvir edilir. Yukarıdaki ile aşağıdaki arasında bir uyum vardır.
İnsan küçük evrendir.
Evren büyük insandır.
Bu bakış açısı ile düşünüldüğünde bireyin içinde taşıdığı bilinç, evrensel bilinçten tamamen ayrı değildir. Akarşik kayıtlar fikrini benimseyen birçok mistik, bu nedenle dışarıya değil önce insanın kendi içine yönelmesini öğütler.
Eski Hint bilgeleri hakikatin yüksek sesle konuşmadığını söyler. Sessizlik arttıkça farkındalık büyür.
Zaman doğrusal değildir. İnsan yalnızca nehrin kıyısında yürüdüğü için geçmişi arkasında geleceği önünde zanneder. Oysa yüksekten bakabilen biri nehrin tamamını aynı anda görebilir. İşte akaşikkayıtlar öğretisinde bilinç zamanın doğrusal algısını aşabilir.
Ruh dünyaya gelmeden önce belirli deneyim alanlarını seçer. Buna ruh planı ya da ruh sözleşmesi denir. Bu Özgür iradenin olmadığı anlamına gelmez tam tersine ruhun önüne çıkan yolların içinden hangi seçimi yapacağı gelişimin en önemli unsurlarından biridir. Bir tohumun meşe ağacına dönüşmesi potansiyeli taşıması gibi ruh da belirli olasılıklarla dünyaya gelir. Ancak o tohumun güçlü bir ağaca dönüşmesi toprağı suya güneşe ve zamana bağlıdır. Akarsu kayıtlar geleceği değişmez bir kader olarak göstermez olasılıkların haritasını yansıtır. İnsan bilinç düzeyi değiştikçe kendi yaşamının yönünü de değiştirebilir. Gelecek taşlara kazınmış değildir. İnsan her seçimiyle yeni bir titreşim oluşturur ve bu titreşim yaşamının sonraki adımlarını etkiler. Akarşik alan bu nedenle yalnızca geçmişin arşivi değil, aynı zamanda sürekli yeniden yazılan yaşayan bir bilinç dokusudur.
Katil bilgelik geleneklerinde gerçek öğretmen öğrencisine bilgi veren kişi değildir. Onun içinde zaten var olan ışığı görmesine yardım eden kişidir. Akaşik kayıtlara bu bakış açısı ile baktığımızda buradaki amaç kendi özümüzde zaten var olan bilgiyi hatırlamaktır.